İl Çevre ve Orman Müdürü Birol Ayyıldız, Hava kirliliğinin başlıca nedenlerinin egzoz ve yakıttan meydana geldiğini söyledi.
İl Çevre ve Orman Müdürü Birol Ayyıldız, Hava kirliliğinin başlıca nedenlerinin egzoz ve yakıttan meydana geldiğini söyledi. Vatandaşların bu konuya duyarlı olmasını isteyen Ayyıldız, kirliliğin sebepleri araştırıldığında, ısınmadan kaynaklanan yakıtların ve egzoz kirliliğinin ilk sırada yer aldığını kaydetti.
Çevre kirliliğinin ortadan kaldırılması sürecinde, torbalı kömüre geçiş ve ithalatçı firmalara satış izin belgesi verilmesi gibi kirliliğin önüne geçilmesi amacıyla yapılan çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğini açıklayan Ayyıldız, “Bütün bu çalışmalara rağmen çevre kirliliği hala olumsuz bir tablo sergiliyor. Bu olumsuz tablonun ortadan kaldırılması için daha radikal önlemlerin alınması şarttır. Çevre kirliliğinde önemli bir yer tutan egzoz kirliliği üzerinde duracağız, çünkü egzoz kirliliğinde sorun sürmektedir. Egzoz emisyonları hava kirliliği ile beraber bileşiminde bulunan gazlar; kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltmakta, doku, kemik ve sinir sistemlerine zarar vermekte, zehirleyici etkisiyle sağlımızı tehdit etmektedir" dedi.
İl Çevre ve Orman Müdürü Ayyıldız, insanın sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için sağlıklı bir çevrenin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Ayyıldız, sanayi ve ulaşımın hava kirliliğinde en önemli etken olduğunu vurguladı. Egzozdan çıkan kirli gazın hava kirliliği oluşturduğunu, bununla beraber asit yağmurlarının meydana geldiğini hatırlatan Ayyıldız "Asit yağmurları su kirliliğine sebep olur. Toprak ve topraktaki canlılara zarar verir. Ülkemizde özellikle son yıllardaki hızlı nüfus artışı, şehirleşme ve sanayileşmeye paralel olarak çevre kirliliği sorunları önem kazanmış, bunun yanında hava kirliliği de özellikle büyük şehirlerimizde kendini hissettirmeye başlamıştır. Konutlar ve endüstri gibi sabit emisyon kaynaklarından ileri gelen hava kirliliğinin yanı sıra motorlu taşıtlardan kaynaklanan egzoz kirliliği de aynı derecede önemli bir sorundur. Benzin ve dizel taşıtların çıkardığı egzoz gazlarında bulunan zararlı maddelerin özellikle katlı kavşaklar gibi trafiğin yoğun olarak yaşandığı merkezlerde çevreye ve insan sağlığına verdiği ve vereceği zararlar oldukça fazladır. Genellikle kent merkezlerindeki karbon monoksit (CO) emisyonlarının ຺-90’ından, azotoksit (NO) emisyonlarının ຜ-70’inden, hidrokarbon (HC) emisyonlarının yaklaşık % 50’sinden ve şehir bazında kurşun emisyonlarının %100’ünden özellikle motorlu taşıtlar sorumludur" diye konuştu.
Ayyıldız, "Fosil yakıt yakan tesis ve düzenekler içinde, kullanılan yakıtın içerdiği kimyasal enerjiyi en düşük verimle mekanik enerjiye dönüştürebilen aygıt içten yanmalı motorlardır. Bunun sonucunda motorlu taşıtlarda bol miktarda yanmamış petrol buharı, egzoz gazları ile birlikte atmosfere atılmaktadır. İçten yanmalı motorlarda kirleticilerin kaynakları, egzoz borusu, karter havalandırma, yakıt havalandırma deliği ve karbüratördür. Egzoz borusundan meydana gelen kirleticiler, toplam kirleticilerin ີ-85’ini oluşturur. Egzoz kaynaklı kirleticiler, yanmamış hidrokarbonlar (HC), karbonmonoksit (CO), azotoksitler (NOx), benzin oktanını yükseltmek için ve vuruntuya karşı kullanılan kurşun tetra peroksitler ve diğer oksitlerdir. Yanma ürünleriyle hava-yakıt karışımı arasındaki ilişki egzoz emisyonları için önemlidir. Zengin bir hava-yakıt karışımında yanmamış hidrokarbon ve karbonmonoksit değerleri düşük çıkmaktadır. Buna karşın fakir bir hava-yakıt karışımında ise Nox dönüşüm verimi düşmektedir. Egzoz emisyonlarındaki değişmeler aracın hızına bağlıdır. Motor hızı arttığında egzoz gazındaki HC konsantrasyonlarında azalma meydana gelmektedir" açıklamasını yaptı. Motorlu kara taşıt araçlarında atık gaz çıkışlarının yer seviyesine çok yakın olduğunu ifade eden Karartı, şu bilgileri verdi: "Bu nedenle atmosfere atık gaz emisyonu yapan diğer kirleticileri kaynaklara göre çok daha büyük zararlara yol açmaktadırlar. Bu emisyonlar solunum yollarında ve kanda çeşitli rahatsızlıklara neden olabilmektedirler. Dünya Sağlık Teşkilatı, sağlık üzerinde olumsuz etkilerin gözlemlendiği 0.1 mg/ml kan kurşun konsantrasyonu limitinin aşılmaması amacı ile kent havasındaki kurşun konsantrasyonunun 1/0,5mg/m3 olarak hedeflenmesini önermektedir. Kurşunun yarılanma ömrü; kanda 20-40 gün, kemiklerde ise 10 yıldır. Taşıtlardan kaynaklanan kurşun emisyonları, özellikle sokaklarda çalışan insanlar, otobüs şoförleri ve sokakta oynayan çocuklar için zararlıdır. Benzindeki kurşun katkısı için çeşitli benzinlerde Avrupa Topluluğu’nda çeşitli sınırlamalar verilmiştir. Kurşunun insan ve çevre sağlığına etkisini minimuma indirmek üzere kurşunsuz benzin kullanımının ülkemizde yaygınlaştırılması, bu benzinin ülke çapında dengeli dağıtımı ve bulunabilirliğinin sağlanması, tüketiciyi teşvik amacıyla satış fiyatının indirilmesinin önemi büyüktür. Ancak yeterli değildir. Kurşunsuz benzinin kullanımını zorunlu kılan katalitik konvektör gibi teknik ekipmanların araçlarda kullanılması ile kurşunsuz benzin kullanımı artmakta, dolayısıyla kurşunun çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi azalmaktadır" açıklamasında bulundu.
Merhaba 19.10.2009